Saç Dökülmesi Tedavisi

Saç Dökülmesi Tedavisi

Aşırı Saç Dökülmesi Teşhisi

Saç dökülmesi kadın-erkek hemen hemen herkesin yaşayabileceği bir sorundur. Saçlı deride ortalama 100 bin adet saç bulunmaktadır ve erişkinlerde yıkanma ve taramaya bağlı olarak günde ortalama 100-150 adet saç teli dökülebilmektedir. Sağlıklı bir insanda saç dökülmeleri 2 aya kadar sürebilmektedir. Bundan daha fazla olan dökülmeler saç dökülmesi olarak tanımlanabilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında Dermatoloji uzmanına başvurmak en doğrusudur.

Saç Dökülmesi Nedenleri Nelerdir?

Saç dökülmesinin çok çeşitli nedenleri olabilir. Demir eksikliği, vitamin ve mineral eksikliği, tiroid hastalıkları, hormonal bozukluklar, genetik faktörler, kıl folikülündeki hastalıklar, mevsim geçişi, kötü beslenme, yorgunluk, ağır stresli durumlar ve ilaçlar saç dökülmesinin başlıca nedenleridir. Özellikle yapılan dengesiz diyetler vitamin eksikliklerine neden olarak ve vücutta stres yaratarak dökülme yaparken, proteinden fakir beslenme saçlarda güçsüzlük, kırıklarda artış ve saç dökülmelerine yol açabiliyor. Saç kaybının kendisi de stres düzeyini arttırabilmekte ve bu kısır döngüye neden olabilmektedir.

Yanlış saç bakım ve şekillendirme işlemleri de saçlarda dökülme yapabilecek diğer nedenlerdir. Çok sık saç boyatmak, saçı gereğinden fazla şampuanlamak, düzleştirici ve sıcak fön uygulamak saç kırılmalarına ve kopmalara yol açabilirken, saçların çok gergin bir şekilde çekilerek toplanması, alında ve temporal bölgede saç çizgisini geriye çekerek, traksiyonel alopesi olarak adlandırılan saç kayıplarına neden olabiliyor.
Saç dökülmesi pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkan oldukça sık gördüğümüz bir sağlık problemi olduğundan çözüm için mutlaka bir Dermatoloji uzmanına danışılmalı ve nedenler tespit edilip tedaviye başlanmalıdır. Eksik olan vitamin-mineral takviyesi, demir eksikliği tedavisi, hormonal tedavi dışında PRP, mezoterapi, mikro iğneleme de yapılabilir. Sprey, şampuan ve losyon gibi ürünlerle destekleyici tedaviler verilmelidir. 

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Rosacea Tedavisi

Rosacea Tedavisi

Rosacea Tedavisi Nedir?

Halk arasında ‘Gül Hastalığı’ olarak bilinen Rosacea; kronik, dirençli, yanak, burun, çene ve alnı etkileyen, tekrarlayıcı kızarma, sivilce benzeri kabarıklıklar ve telenjektazi adı verilen yüzeysel damar genişlemeleri ile karakterize bir deri hastalığıdır. Klinik özelliklerinin akneye çok benzemesi nedeni ile erişkin aknesi veya akne rozase gibi isimler de verilmektedir. Fakat akneden farklı olarak yağ bezlerinin aktivitesinden kaynaklanmamaktadır. 

Gül hastalığı(Rosacea) ile ortaya çıkan lezyonlar genellikle simetrik yerleşim gösterirler. Hastalık kızarma ve yanma atakları ile başlayıp daha sonra kalıcı kızarıklık, kılcal damarlarda artış, deride ödem ve doku büyümelerine neden olabilir. Hastaların bir kısmında göz tutulumu da olur.

Gül hastalığı(Rosacea)genellikle 30 yaşlarında, daha çok kadınlarda özellikle sarışın, açık tenlilerde ortaya çıkan bir deri hastalığıdır. Erkeklerde daha seyrek olmakla birlikte, kadınlara göre daha ağır seyreder. 

Rosacea Tedavileri Nelerdir?

  • Genetik faktörler 
  • Çevresel faktörler; UV, sıcak ve soğuk hava, çay, kahve, alkol, diyet vb. 
  • Enfeksiyöz ajanlar; Demodeks, Helicobakter pylori
  • Psikolojik faktörler; stres hastalığın oluşumunda ve atakların ortaya çıkmasında rol oynar.

Rosacea'yı Artıran Faktörler Nelerdir?

1-Yiyecekler ve içecekler (sıcak yiyecek-içecekler, kahve,çay, baharatlı gıdalar, alkol)

2-Hava (güneş ışığı, sıcak hava, soğuk hava, nem, rüzgar) 

3-Psikolojik stres 

4-Banyo, temizlik ve kişisel bakım ürünleri (Sıcak banyo ve yüzü tahriş eden temizlik malzemeleri, kolonya, parfüm)

 5-İlaçlar ( uzun süreli topikal kortikosteroid kullanımı)

 6-Sistemik durumlar (menopoz)

 Rosacea hastalarında şiddetine bağlı olarak kişinin yaşam kalitesi düşmektedir. 

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Leke Tedavisi (Hiperpigmentasyon)

Leke Tedavisi (Hiperpigmentasyon)

Hiperpigmentasyon Nedir?

Hiperpigmentasyon yani leke deri renginde koyulaşmayı ifade eden genel bir terimdir. Leke özellikle insanlar arası sosyal iletişimde önemli rol oynayan kozmetik problemdir ve yüz yerleşimli ise psikososyal sorun oluşturarak yaşam kalitesini kötü yönde etkiler.

Melazma yüzde görülen hiperpigmentasyonun en sık nedenidir. Melazma; deride güneş gören bölgelerde ortaya çıkan kahverengi lekeler şeklinde kendini gösterir. En sık yanaklar, burun, alın ve dudak üstünde görülür. Koyu deri tipi olanlar melazma için daha risklidir.

Gebelikle oluşan melazmaya ise ‘kloasma’ adı verilir. 

Melazmanın nedeni tam olarak aydınlatılamamıştır. Kronik UV maruziyeti, genetik, gebelik, doğum kontrol hapları ve kortizon kullanımı, hormon tedavileri, bazı kozmetikler, bazı ilaçlar ve stres suçlanan tetikleyici faktörlerdir.

Hiperpigmentasyon Tedavisi Var Mıdır?

Melazması olan kişilerde güneş ışınları lekelerin koyulaşmasına neden olur. Bu nedenle güneşten korunma tedavinin temelidir. Güneşten koruyucular hem UVA hem de UVB’ye yönelik olmalıdır. Güneşten koruyucu kremler düzenli bir şekilde sürülmeli ve 3 saatte bir yenilenmelidir. Ayrıca şapka ve şemsiye gibi araçlar kullanılarak güneşten kaçınılmalıdır. Leke açıcı kremler, karışım kremler, kimyasal peeling, prp, mezoterapi, enzimatik maskeler ve lazerler tedavi için kullanılan yöntemlerdir.

PIH (Postinflamatuvar hiperpigmentasyon) travma, kimyasal peeling, lazer tedavisi, akne, alerjik reaksiyonlar, derinin primer inflamatuar hastalıkları, tedaviye yönelik girişimler gibi pek çok nedenle oluşan inflamasyon sonrası gelişebilir. Her deri tipinde görülebilir ancak koyu renk deride daha belirgin ve daha kalıcıdır. PIH tedavisi ise daha zordur. 

Bunlar dışında Efelid(çil), Lentigo, Cafe-au-lait lekeleri, Poikiloderma, Eksojen Okronozis, travmatik tatuaj gibi hiperpigmentasyonla seyreden diğer hastalıklar da bulunmaktadır.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Akne (Sivilce) Tedavisi

Akne (Sivilce) Tedavisi

Akne (Sivilce) Nedir?

Akne kıl kökü ve etrafındaki sebase bezlerden oluşan pilosebase ünitenin kronik bir hastalığıdır. Akne genç nüfusun %85’ini etkiler. Her iki cinsiyette eşit olarak görülür. Aknec(sivilce) klinik olarak komedon, papül, püstül, nodül ve sikatris ile karakterizedir. Oluşumunda birçok faktör rol oynar. Genetik olarak yatkın kişilerde yağ salgısının artışı, yağ bezi kanalında kalınlaşma-tıkanma, P.acnes kolonizasyonu ve inflamasyon akne oluşumunda rol oynayan faktörlerdir. Genetik yatkınlık, hormonal bozukluklar, psikolojik, çevresel ve iyatrojenik faktörler de akne gelişimine katkıda bulunur. Ergenlik döneminde artan yağ salgısı (sebum) kanalda birikerek komedon adı verilen siyah ya da beyaz noktaları oluşturur. Gözeneklerin tıkanmasında genetik faktörler kadar fiziksel faktörler de rol oynar. Fiziksel faktörler arasında sürülen yağlı kremler, sıcak hava, terleme artışı, makyaj ve uygun cilt temizleyicilerin kullanılmaması sayılabilir. 

Akne (Sivilce) Tedavisi Mümkün Müdür?

Akne çok yaygın görülen bir hastalık olmakla beraber birçok tedavi alternatifi mevcuttur. Hafif aknelerde sadece kremler yeterli olabilirken orta-ağır aknede veya hormonal aknede ağızdan hap kullanımı gerekebilir. Hastaya bağlı olarak kombine tedaviler de kullanılabilir. Kullanılan antibiyotikler, A vitamini türevi ilaçlar ve doğum kontrol ilaçları doktor kontrolünde uygulanmalıdır. Sivilce sonrası ciltte kızarıklık, leke ve skarlar (iz)kalabilir. Bunların tedavisinde kremler kullanılabilir. Bunun dışında lazer, altın iğneli radyofrekans, kimyasal cilt soyma (kimyasal peeling), enzimatik akne maskeleri de kullanılan yöntemler arasındadır. 

Unutulmaması gereken en önemli nokta; her hasta birbirinden farklıdır ve her hastanın tedavisi ayrıdır. Akne tedavisi bittikten sonra mutlaka idame tedavi verilmelidir. İdame tedavi (devam tedavisi) yeniden akne çıkmasını önler ve tedavinin verdiği iyilik halinin devamını sağlar.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin