Yüzünüzdeki Kızarıklık Sadece Bir Utangaçlık mı?

Yüzünüzdeki Kızarıklık Sadece Bir Utangaçlık mı?

Nisan Ayı Roza (Gül Hastalığı) Farkındalık Ayı!

Her aynaya baktığınızda geçmeyen bir yüz kızarıklığı, sivilceye benzer kabarıklıklar veya yanma hissiyle mi karşılaşıyorsunuz? Eğer cevabınız evet ise, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen ama genellikle “hassas cilt” denilerek geçiştirilen Roza (Gül Hastalığı) ile tanışıyor olabilirsiniz.

Nisan ayı, tüm dünyada Roza Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Bir dermatoloji uzmanı olarak bu ayda hedefim; kulaktan dolma bilgilerle yanlış ürünler kullanarak cildini yoran hastalarıma doğru yolu göstermek 🙂

Roza Nedir? Sadece Bir Kızarıklıktan mı İbaret?

Halk arasında “Gül Hastalığı” olarak bilinen Rosacea, kronik bir deri hastalığıdır. Genellikle yüzün orta kısmında (burun, çene, alın ve yanaklar) görülür. Sadece görsel bir sorun değil, aynı zamanda ciltte hassasiyet ve batma hissiyle seyreden tıbbi bir durumdur.

Roza Hastası Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız? Belirtiler Nelerdir?

  • Kalıcı Kızarıklık: Yüzün orta kısmında geçmeyen kırmızılık.
  • Belirgin Damarlar: Cilt yüzeyinde örümcek ağı gibi görünen kılcal damarlar.
  • Sivilce Benzeri Oluşumlar: Akne ile karıştırılan ama siyah nokta içermeyen küçük, iltihaplı kabarcıklar.
  • Gözlerde Hassasiyet: Yanma, kuruluk veya gözlerde kızarıklık (Oküler Roza).
  • Burunda büyüme ve deri değişikliği (Rinofima)

Neden Ben Diyor musunuz ? Roza Neden Tetiklenir?

Rozanın kesin nedeni bilinmese de genetik yatkınlık ve çevresel faktörler büyük rol oynar. En büyük tetikleyiciler ise şunlardır:

    1. Güneş Işığı En büyük düşman!
    2. Sıcak/Baharatlı yiyecekler ve içecekler
    3. Stres ve yoğun duygusal değişimler
    4. Yanlış seçilmiş, alkol içeren kozmetik ürünler
    5. Alkol (şarap)

Dermatolog Gözüyle: Roza Tedavi Edilebilir mi?

Evet, Roza kontrol altına alınabilir bir hastalıktır! Tedavideki temel amacımız cildi sakinleştirmek ve alevlenmeleri durdurmaktır. Kişiye özel planladığımız;

  • Lazer ve Işık Tedavileri (BBL): Damar genişlemelerini ve kalıcı kızarıklığı azaltmada altın standarttır.
  • Topikal Kremler: Cilt bariyerini onaran ve enflamasyonu baskılayan özel reçeteler.
  • Kişiselleştirilmiş Cilt Bakımı: Size uygun olmayan her ürün, hastalığınızı bir adım ileriye taşıyabilir.

Bu Nisanda Cildinize Bir Şans Verin

Roza ile yaşamak zorunda değilsiniz. Doğru tanı ve modern tedavi yöntemleriyle özgüveninizi geri kazanabilir, cildinizdeki o sıcaklık hissini geride bırakabilirsiniz.
Unutmayın: Erken teşhis, kalıcı damar genişlemelerini ve doku değişimlerini önlemenin en iyi yoludur.

Sizin de yüzünüzde geçmeyen bir kızarıklık varsa, gelin bu farkındalık ayında cildiniz için bir iyilik yapalım.

Randevu ve detaylı bilgi için iletişim kanallarımızdan bize ulaşabilirsiniz.

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Saç Tedavisinde Yeni Nesil Devrim: Eksozom (Exosome) Terapisi

Saç Tedavisinde Yeni Nesil Devrim: Eksozom (Exosome) Terapisi

Saçlarımız hepimiz için çok önemli bir aksesuar görevi görüyor. Saç dökülmesi ve saç kalitesindeki azalma ve seyrelme, günümüzde hem kadınlar hem de erkekler için sık karşılaştığımız estetik kaygılar arasındadır. Geleneksel yöntemler (vitamin destekleri, mezoterapiler veya PRP) saç sağlığını korumada önemli rol oynasa da rejeneratif tıbbın en güncel halkası olan Eksozom tedavisi, saç foliküllerini hücresel düzeyde onararak süreci bir adım öteye taşıyor.

Eksozom Nedir?

Eksozomlar, kök hücreler tarafından salgılanan ve hücreler arası iletişimi sağlayan nano boyutta veziküllerdir (keseciklerdir). İçlerinde yoğun miktarda büyüme faktörü, protein, sitokin ve genetik materyal (miRNA) taşırlar. Kök hücrenin kendisini değil, onun “iyileştirme komutlarını” içerdikleri için saçlı deriye uygulandıklarında uyuyan saç köklerine yenilenme sinyali gönderirler. Yani hücrelerin akıllı mesajcıları da diyebiliriz.

Saç Tedavisinde Eksozomun Avantajları

  • Klasik yöntemlerle kıyaslandığında eksozom tedavisinin sunduğu temel farklar şunlardır:

  • Hücresel Sinyalizasyon: Sadece eksik olanı yerine koymaz, saç kökü hücrelerine nasıl çoğalacaklarını ve onarılacaklarını öğretir.

  • Yoğun İçerik: Tek bir seansta milyarlarca eksozom, saçlı derideki mikro dolaşımı artırarak saç tellerinin daha kalın ve güçlü çıkmasını destekler. 

  • Hızlı ve Konforlu: Cerrahi bir işlem değildir. Mikro iğneleme yöntemleriyle kısa sürede uygulanır ve hasta günlük hayatına hemen dönebilir. 

Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

Eksozom tedavisi özellikle şu durumlarda etkili sonuçlar vermektedir.

    1. Androgenetik Alopesi:Genetik yatkınlığa bağlı saç dökülmesinin erken ve orta evrelerinde. 
    2. Saç İncelmesi ve Zayıflığı:Saç telleri cansızlaşmış ve hacmini kaybetmiş hastalarımızda. 
    3. Saç Ekimi Sonrası Destek:Ekilen köklerin tutunma oranını artırmak ve iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla. 

Uygulama Süreci ve Beklentiler

Tedavi genellikle hastanın ihtiyacına göre planlanan kürler şeklinde uygulanır. İşlem sonrası ilk haftalarda saç kalitesinde canlılık başlar; ancak hücresel onarım zaman aldığı için asıl sonuçlar genellikle 3. aydan itibaren belirginleşir.

Unutmayın ki her saç dökülmesi tipi farklı bir yaklaşım gerektirir. Eksozom tedavisinin sizin için uygun olup olmadığını belirlemek için profesyonel bir dermatolojik muayene şarttır.

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Burun Dolgusu: Kısa Zamanda Estetik Bir Çözüm

Burun Dolgusu: Kısa Zamanda Estetik Bir Çözüm

Burun dolgusu, burun şeklindeki küçük kusurları düzeltmek ve daha estetik bir görünüm elde etmek için uyguladığımız kozmetik bir işlemdir. Hyaluronik asit içeren biyo-uyumlu maddeler kullanılarak yapılan bu işlem, genellikle 15-20 dakika arasında sürer ve hemen sonuç verir.

Burun Dolgusu Kimler İçin Uygundur?

Burun dolgusu, burun şeklindeki küçük kusurları düzeltmek isteyen, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan estetik bir görünüm elde etmek isteyen kişiler için uygundur. Özellikle burun ucu düşükse ve burun sırtında küçük bir hump(kemer) varsa bunu düzeltmek için sıklıkla yapılan bir işlem bu.

Burun Dolgusunun Avantajları

  • Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan estetik bir görünüm elde edilir.
  • Hızlı ve etkili sonuçlar verir.
  • İyileşme süreci kısadır.
  • Kalıcı değildir, etkisi 6-18 ay arasında sürer.

Burun Dolgusu Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • İlk 24 saat boyunca burun bölgesine baskı yapılmamalıdır.
  • Şişlik ve morluklar için soğuk kompres uygulanabilir.
  • Ağırlık kaldırma ve yoğun egzersizlerden kaçınılmalıdır.
  • Makyaj uygulaması ertelenmelidir.
Unutmayın, burun dolgusu işlemi öncesi ve sonrası doktorunuzun önerilerine dikkat etmeniz önemlidir.

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Kriyoterapi Nedir?

Dermatolojide Kriyoterapi Uygulamaları

Kriyoterapi, Dermatoloji alanında uzun yıllardır güvenle kullanılan etkili bir yöntemdir. Genellikle sıvı azot (-196°C) kullanılarak uygulanan bu işlem, hedef dokunun kontrollü olarak tahrip edilmesini ve sağlıklı cilt dokusunun korunmasını amaçlar.

Dermatoloji pratiğinde kriyoterapi; siğil, et beni(skin tag), lentigo, aktinik keratoz gibi bazı iyi huylu cilt lezyonlarının tedavisinde yaygın olarak tercih edilmektedir. Bazen birkaç seans gerekebilir.

Kriyoterapi Nasıl Uygulanır?

Kriyoterapi sırasında problemli cilt bölgesine sıvı azot püskürtülür. Soğuk uygulama sayesinde hücreler dondurulur.

İşlem genellikle 5–10 dakika sürer. Anestezi gerektirmez (bazı hassas bölgelerde lokal anestezik krem kullanılabilir). Poliklinik ortamında uygulanır.

Dermatolojide Kriyoterapi Hangi Durumlarda Kullanılır?

Siğiller (Verruka):HPV kaynaklı siğillerin tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden biridir.

Aktinik Keratoz:Güneşe bağlı gelişen ve cilt kanseri öncüsü olabilen lezyonların tedavisinde etkilidir.

Seboreik Keratoz: Halk arasında yağlı ben olarak bilinen iyi huylu, kabarık ve koyu renkli cilt lezyonlarında tercih edilir.

Molluscum Contagiosum: Poxvirüsün neden olduğu molluscum denilen viral cilt enfeksiyonlarında uygulanabilir.

Bazı İyi Huylu Benler: Dermatolog değerlendirmesi sonrası uygun görülen vakalarda uygulanır.

Kriyoterapinin Avantajları

  • Hızlı ve pratik bir işlemdir
  • Dikiş gerektirmez
  • Cerrahi kesi yapılmaz
  • Enfeksiyon riski düşüktür
  • Günlük yaşama hemen dönülebilir

İşlem Sonrası Süreç

Kriyoterapi sonrası uygulama bölgesinde hafif kızarıklık, ağrı, su toplama (bül oluşumu), kabuklanma görülebilir. Bu durumlar genellikle birkaç gün içinde iyileşir. Kabukların koparılmaması önemlidir.

Kriyoterapi Güvenli midir?

Uzman Dermatolog tarafından uygulandığında kriyoterapi güvenli ve etkili bir tedavi yöntemidir. Ancak her cilt lezyonu kriyoterapiye uygun değildir. Bu nedenle işlem öncesi mutlaka dermatolojik muayene gereklidir.

Sonuç

Kriyoterapi, dermatolojide sık kullanılan, minimal invaziv ve etkili bir tedavi yöntemidir. Ciltte oluşan birçok iyi huylu ve bazı öncü lezyonların tedavisinde güvenle uygulanmaktadır. Doğru hasta seçimi ve uzman değerlendirmesi, başarılı sonuç için en önemli kriterdir.

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Fraksiyonel Lazer ile Kırışıklık Tedavisi

Fraksiyonel Lazer ile Kırışıklık Tedavisi

Kırışıklıklar; aynada gördüğümüzde bizi mutsuz eden problemlerin başında geliyor. Cilt yaşlanmasıyla birlikte ortaya çıkan bu kırışıklıklar, günümüzde estetik dermatolojinin en sık ele alınan problemlerinden biri haline geldi.  Bunu cerrahi işlem olmadan tedavi etmek isteriz tabii ki… Bu durum ameliyat olmak istemeyen hastalarımız ve bizim için önemli bir yaklaşım oldu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi olmayan, etkili ve güvenli yöntemler ön plana çıkmaya başladı. Fraksiyonel lazer tedavisi, kırışıklıkların giderilmesinde kullanılan cerrahi olmayan en modern ve başarılı uygulamalardan biridir.

Fraksiyonel Lazer Nedir?

Fraksiyonel lazer, lazer ışınlarının cilt yüzeyine mikro kolonlar halinde gönderilmesi prensibine dayanır. Bu yöntemle cildin tamamı değil, belirli mikroskobik alanları kontrollü şekilde uyarılır. Tedavi edilmeyen sağlıklı dokular sayesinde iyileşme süreci daha hızlı ve güvenli olur.

Fraksiyonel Lazer Kırışıklıkları Nasıl Giderir?

Fraksiyonel lazer uygulaması, cildin alt tabakalarında kontrollü bir hasar başlatarak kolajen ve elastin üretimini tetikler.

Kolajen artışı sayesinde:

  • İnce ve orta derinlikteki kırışıklıklar azalır
  • Cilt daha sıkı ve pürüzsüz bir görünüm kazanır
  • Cilt tonu ve dokusu iyileşir

    Özellikle göz çevresi, alın, ağız çevresi ve yanak bölgesindeki kırışıklıklarda etkili sonuçlar elde edilir.

Hangi Kırışıklık Türlerinde Etkilidir?

Fraksiyonel lazer tedavisi şu durumlarda sıklıkla tercih edilir:

  • İnce çizgiler
  • Göz çevresi bölgesindeki elastikiyet kaybı ve kırışıklıklar
  • Orta dereceli kırışıklıklar
  • Güneş hasarına bağlı cilt yaşlanması
  • Cilt elastikiyet kaybı
  • Akne skarı ve diğer yüzeysel izler
  • Stria (çatlaklar)

    Derin kırışıklıklarda ise fraksiyonel lazer, diğer estetik uygulamalarla kombine edilebilir. Kombine tedavilerde başarı şansı daha yüksektir.

Tedavi Süreci Nasıldır?

Uygulama öncesinde cilde anestezik krem sürülerek işlem konforu artırılır. Seans süresi genellikle 20–40 dakika arasındadır. İşlem sonrası:

  • Ciltte kızarıklık görülür ve bazen ödem görülebilir
  • 4–7 gün içinde cilt kendini yeniler ve minik kabuklanmalar dökülür.
  • Kısa sürede günlük hayata dönüş mümkündür.

    Genellikle 1–3 seans yeterli olur; seans sayısı cilt yapısına ve kırışıklık derinliğine göre değişebilir.

Fraksiyonel Lazerin Avantajları

  • Cerrahi işlem gerektirmez
  • Doğal ve kalıcıya yakın sonuçlar sağlar
  • İyileşme süresi kısadır(4-7 gün)
  • Cilt kalitesini genel olarak artırır
  • Güvenli ve kontrollü bir yöntemdir

Kimler İçin Uygundur?

Fraksiyonel lazer tedavisi, aktif cilt enfeksiyonu olmayan, hamile olmayan ve ciddi cilt hastalığı bulunmayan bireylerde güvenle uygulanabilir. Tedavi öncesinde Dermatolog değerlendirmesi mutlaka yapılmalıdır.

Sonuç

Fraksiyonel lazer ile kırışıklık tedavisi, cildin doğal yenilenme sürecini harekete geçirerek daha genç, canlı ve sağlıklı bir görünüm elde edilmesini sağlar. Cerrahi müdahale istemeyen ve etkili bir çözüm arayan kişiler için ideal bir seçenektir.

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Mevsim Geçişlerinde Cilt Neden Daha Hassas Olur?

Mevsim Geçişlerinde Cilt Neden Daha Hassas Olur?

Hepimiz mevsim geçişlerinde cildimizde bazı değişiklikler fark ederiz. Ve buna anlam veremiyoruz bazen 🙂

Mevsim geçişleri hem genel sağlığımızı hem de cilt sağlığımızı doğrudan etkileyen dönemlerdir aslında. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında birçok kişi cildinde kızarıklık, kuruluk, kaşıntı ve hassasiyet artışı gibi şikayetler yaşar. Peki cilt neden bu dönemlerde daha hassas hale gelir?

Bunun en yaygın nedenlerinden biraz bahsetmek istiyorum.

Kimler İçin Uygundur?

1.Ani Isı ve Nem Değişiklikleri
Mevsim geçişlerinde hava sıcaklığı ve nem oranı kısa sürede değişir. Bu durum, cildimizi koruyan bariyer yapısını zorlar. Cilt, çevresel değişimlere uyum sağlayana kadar nem kaybı artar ve hassasiyet oluşur.

2.Cilt Bariyerinin Zayıflaması
Sağlıklı bir cilt, dış etkenlere karşı güçlü bir bariyer görevi görür. Ancak ani hava değişimleri, stres, rüzgar ve kuru hava cilt bariyerini zayıflatır. Bunlar da cildin daha çabuk tahriş olmasına ve kızarıklıkların ortaya çıkmasına neden olabilir.

3.Alerjik Faktörlerin Artması
Özellikle ilkbahar aylarında polen gibi alerjenlerin artması, hassas ciltlerde reaksiyonlara yol açabilir. Kaşıntı, döküntü ve kızarıklık bu dönemde daha sık görülür.

4.Yanlış Ürün Kullanımı
Mevsim geçişlerinde cilt ihtiyaçları değişir. Yaz aylarında kullanılan hafif ürünler, sonbahar ve kışa girerken yetersiz kalabilir. Kış aylarında daha yoğun ürünlere geçiş yapmak gerekebilir. Uygun olmayan ürün kullanımı cilt hassasiyetini artırabilir.

Mevsim Geçişlerinde Cilt Nasıl Korunmalı?

  • Cilt tipine uygun, nazik temizleyiciler tercih edilmelidir.
  • Nemlendirici kullanımı ihmal edilmemelidir.
  • Güneş koruyucu, mevsim fark etmeksizin düzenli olarak kullanılmalıdır.
  • Şikâyetler devam ediyorsa dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.

Sonuç olarak; mevsim geçişlerinde cilt hassasiyetinin artması oldukça yaygın ve geçici bir durumdur. Doğru bakım ve düzenli dermatolojik kontrol ile bu dönemi cilt sağlığını koruyarak geçirmek mümkündür.

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Mevsim Geçişlerinde Stresin Cilt Üzerindeki Etkisi

Mevsim Geçişlerinde Stresin Cilt Üzerindeki Etkisi

Mevsim geçişleri, biyolojik ritmimizde değişikliklere yol açtığı için stres seviyesinde artışa neden olabilir.Artan stres, bağışıklık sistemi ve hormonal dengeyi etkileyerek kortizol artışına neden olur ve bu da bazı dermatolojik hastalıkların alevlenmesine zemin hazırlar.

Özellikle akne, rozase, egzama (atopik dermatit), seboreik dermatit, sedef hastalığı (psoriasis) ve ürtiker (kurdeşen) gibi stresle ilişkili cilt hastalıklarıbu dönemlerde daha sık görülebilir ya da mevcut hastalıklarda alevlenmeler yaşanabilir.Stres hormonlarının artması, ciltte inflamasyonu tetikler ve cilt bariyerini bozar.Deride kızarıklık, kaşıntı ve döküntü şikâyetlerinin artmasına neden olabilir.

Bu nedenle mevsim geçişlerinde sadece cilt bakımına değil, stres yönetimine de önem verilmesi; gerekli durumlarda dermatoloji uzmanına başvurulması cilt sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar.

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Sıvı Yüz Germe Nedir?

Sıvı Yüz Germe Nedir?

Son zamanlarda yine çok popüler olan ve çok merak edilen bir konu ile geldim; ‘Sıvı yüz germe.’

Sıvı yüz germe, cerrahi bir işlem olmadan yüzü canlandıran ve yüzde lifting etkisi yaratan bir uygulamadır.

Yaş aldıkça cildimizdeki kolajen ve elastin miktarı azalır, yüzde hacim kayıpları ve gevşemeler oluşur. Yapım ve yıkım dengesi bozulduğu için bizim dışarıdan cildimize destek vermemiz gerekir. Bu nedenle bazı uygulamalar yaptırmak isteyebiliriz.

Sıvı yüz germede; sıklıkla poli-l-laktik asit (PLLA) denilen ürün kullanılır ve yüzün farklı bölgelerine planlı şekilde enjeksiyon yapılır. Ancak bazen de kalsiyum hidroksiapatit (CaHA), polikaprolakton (PCL) bazlı ürünler kullanıldığı zaman bunlar için de sıvı yüz germe terimi kullanılabiliyor.

Sıvı yüz germede amaç yüzü “şişirmek” değil, gençlik dönemindeki doğal oranları ve dengeyi yeniden kazandırmaktır. Sıvı yüz germe sonrasında enjeksiyon yapılan bölgelerde kolajen ve elastin üretimi uyarılır. Ciltte bir onarım ve yapılanma süreci başlar. Sonuç olarak ciltte daha dolgun, canlı ve dinlenmiş bir görünüm elde edilir.

Kimler İçin Uygundur?

  • Yüzünde hacim kaybı, sarkma veya yorgun ifade hissedenler
  • Cerrahi işlem istemeyen ama gençleşmek isteyen kişiler
  • Deri kalitesi bozulmuş ve ince kırışıklıkları artmış hastalar
  • Cilt elastikiyeti azalmaya başlamış, 30’lu yaşlardan itibaren hastalar

Her hastanın yüz yapısı farklı olduğundan, uygulama planı mutlaka kişiye özel hazırlanmalıdır.

Sonuç ve Etki Süresi

Uygulama sonrası etkiler hemen görülür, ancak en iyi sonuç 3-6 ay arasında görülür. Etkisi kullanılan ürüne bağlı olarak ortalama 18 ay devam eder. Uygulama sonrası günlük yaşama hızlı dönüş mümkündür.

Uzman Görüşü

“Sıvı yüz germe, yüzün doğallığını bozmadan gençlik ifadesini geri kazandırmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Her zaman hastalarımda doğal, dengeli ve sağlıklı bir görünüm sağlamayı hedefliyorum .”

Dr. Derya ÖK KEKEÇ
Dermatoloji Uzmanı

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Deri Siğilleri ve Genital Siğiller: Neden Olur, Nasıl Geçer?

Deri Siğilleri ve Genital Siğiller: Neden Olur, Nasıl Geçer?

Siğiller, hem estetik açıdan hem de sağlık açısından rahatsızlık veren yaygın cilt lezyonlarıdır. Çoğu zaman zararsız olsalar da, bulaşıcı olmaları nedeniyle dikkat edilmesi gerekir. Bu yazıda deri siğilleri ve genital siğiller hakkında bilmeniz gerekenleri; neden oluşurlar, nasıl bulaşırlar ve en etkili tedavi yöntemleri nelerdir, detaylıca ele aldım. Hadi okuyun bakalım 🙂

Siğil Nedir?

Siğil, Human Papilloma Virüsü (HPV) adı verilen bir virüsün neden olduğu, ciltte veya mukozalarda görülen küçük kabarık yapılardır.

HPV’nin 100’den fazla alt tipi vardır ve bunlardan bazıları ciltte siğillere, bazıları ise genital bölgede enfeksiyonlara yol açar.

Bulaşma Yolları:

  • Doğrudan deri teması (tokalaşma, temas, tıraş gibi)
  • Ortak havlu, tırnak makası veya ayakkabı kullanımı
  • Cinsel temas (özellikle genital siğil yapan HPV tipleri)
  • Küçük cilt çatlaklarından virüsün girişi

HPV bulaştıktan sonra siğil hemen görülmeyebilir bazen haftalar hatta aylar sonra ortaya çıkabilir.

Deri Siğilleri

Deri siğilleri genellikle el, ayak, yüz ve tırnak çevresinde görülür. Çocuklarda, gençlerde ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha yaygındır.

Tedavi:

  • Kriyoterapi (dondurma): Sıvı azotla siğilin dondurulması
  • Lazer veya elektrokoter: Siğilin yakılarak temizlenmesi
  • Topikal olarak sürme ilaçlar
  • Cerrahi çıkarma: Dirençli siğillerde uygulanabilir.

    Evde yapılan yakma, kesme gibi işlemler siğili yayabilir veya ciltte iz bırakabilir. Mutlaka dermatolog kontrolünde tedavi edilmelidir.

Genital Siğiller (Kondilomlar)

Genital siğiller, çoğunlukla HPV tip 6 ve 11 gibi virüslerin neden olduğu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardır. Bu HPV tipleri düşük risklidir.  Ancak HPV 16,18,31,33,45 tipleri yüksek riskli olup kanserleşme ile yakından ilişkilidir.

Bazen genital bölgedeki siğiller zamanla birleşip “karnabahar” görünümü alabilir.

Bulaşma

  • Cinsel temas (vajinal, anal, oral)
  • Nadiren doğum sırasında anneden bebeğe geçebilir.

Tedavi

  • Kriyoterapi, lazer veya elektrokoter: En sık tercih edilen yöntemlerdir.
  • Topikal ilaçlar: Podofilotoksin, imikimod krem
  • Cerrahi eksizyon: Büyük lezyonlarda uygulanabilir.
  • HPV aşısı: Korunma ve tekrarlamayı önlemede en etkili yöntemdir.

    Genital siğiller mutlaka uzman hekim (dermatolog, kadın doğum veya üroloji) tarafından değerlendirilmelidir.

Siğillerden Korunma Yolları

  1. Kişisel hijyene dikkat edin.
    Ortak havlu, tırnak makası, ayakkabı veya iç çamaşırı kullanmayın.
  2. Bağışıklığınızı güçlü tutun.
    Sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stres kontrolü HPV’nin etkinliğini azaltır.
  3. Cinsel ilişkide korunma sağlayın,
    Prezervatif kullanımı riski azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz.
  4. HPV aşısı yaptırın.
    Hem kadınlarda hem erkeklerde, genital siğil ve bazı kanser türlerine karşı koruyucudur.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Aşağıdaki durumlarda mutlaka bir uzmana görünmelisiniz:

  • Siğiller hızla çoğalıyor veya yayılıyorsa
  • Ağrı, kaşıntı veya kanama varsa
  • Genital bölgede yeni lezyonlar fark ettiyseniz
  • Uygulanan tedavilere rağmen siğiller geçmiyorsa

Sonuç:

Siğiller genellikle zararsız olsa da, bulaşıcı ve tekrarlama riski yüksek enfeksiyonlardır. Özellikle genital siğiller için erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.

Kendi başınıza müdahale etmek yerine, bir dermatolog veya jinekolog/ürolog desteğiyle en uygun tedavi planını belirleyebilirsiniz.

Unutmayın: Siğiller geçici olabilir ama tedavisiz bırakıldığında hem yayılabilir hem de başkalarına bulaşabilir.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin

Sosyal Medyada
Bizi Takip Edin

Melazma Tedavi Edilebilir Bir Hastalık Mıdır?

Melazma Yani Leke Tedavi Edilebilir Bir Hastalık Mıdır?

Melazma Görünümü Nasıl Hafifletilir?

Melazma; yüz bölgesinde özellikle alın, yanak ve bıyık bölgesinde leke ile seyreden kronik bir hastalıktır. Gebelikteki adı kloasma(gebelik maskesi) olarak da bilinmektedir.

Nedeni tam olarak bilinmemekle beraber melanosit hücrelerindeki artış ve melanin pigmentinin artışı hastalığın ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Genetik faktörler, cilt tipi, bazı ilaçlar ve bazı hastalıklar bu hastalığa yatkınlık sağlamaktadır.

Melazma dediğimiz can sıkıcı olan bu lekelerin görünümünü hafifletmek mümkün! Çeşitli tedaviler ile leke azaltılabilir hatta belki o an yok edilebilir ancak bir daha çıkmasını engelleyecek bir tedavi yöntemi henüz yok! Tedavide tam kür söz konusu değildir ve kalıcı bir tedavisi de yoktur.

Melazma tedavisi, hem hasta hem de Dermatolog için zorlu ve uzun bir süreç. Bu dönemde sabırlı ve dikkatli olmak gerekir. Aynı zamanda yıllık kontroller de gerektirir. Tedavi kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Leke açıcı kremler, kimyasal ve enzimatik peelingler, mezoterapi, prp, altıniğne, BB Lazer gibi tedavi yöntemlerinden veya kombine tedavilerden faydalanıyoruz. Leke tedavisine genellikle sonbahar aylarında başlıyoruz ve yaz döneminde tedavi önermiyoruz.

Tekrar tekrar vurgulamak isterim ki en büyük tetikleyici güneş ışınlarıdır ve tedavinin temeli ise güneşten korunmaktır.

Lekenizin artmasını istemiyorsanız en büyük güç sizin elinizde! Güneş kremi.
Güneşten koruyucu kremleri her an kullanmak ve 2-3 saatte bir yenilemek çok çok önemli. Hem lekenin artışını engelleyecek hem de glabridin, traneksamik asit gibi içerikler sayesinde lekenin azalmasını sağlayacaktır. Tinted yani renkli form tercih etmenizi öneririm. Bunların lekeyi kapatma özelliği yanında görünür ışıktan da koruyucu özelliği bulunmaktadır. Güneş kremini seçerken UVA, UVB, mavi ışık ve görünür ışıktan koruyabilecek 50 spf olmasına dikkat etmelisiniz. Şapka ve gözlük takmayı da unutmayın! Hatta mümkünse güneşten koruyucu kreminizi sürün ve evden dışarıya adım atmayın.

Dermatolojik
Uygulamalar